26 Kasım 2010 Cuma

26.11.1984



dostum,
rakamları önemli kılan parmaklardır
misal, omuza konan beş parmak gibi
büyümenin de rakamlarla ilgisi yok
birileri için var olmak, en önemlisi.

sözün en kısası;
var olmasaydın, eksik kalırdım.

15 Kasım 2010 Pazartesi

şimdi ucu kırılmış bir kalem dünyaya küser,

ne bir bıçak, ne bir kalemtıraş onu bekler.
şimdi bir kan oluğu caddeden akar gider,
ne bir yaralı, ne bir hasta onu ister .
şimdi bir çocuk babasından nefret eder,
ne bir kader, ne bir öykü onu teselli eder.
ve şimdi sol avucunun içinde atan bir kalp,
bile bile, canı isteye isteye 
o avuçtan beslenirken söner gider.  15.11.2010



14 Kasım 2010 Pazar

ben ağaçlara bir sır verdim

ben ağaçlara bir sır verdim 
dalları üstüme kırıldı.
adını söyledim, toprak yarıldı.
gideyim dedim, beni içine almadı.
sanırım ben ölürüm,
eğer sen söylersen, ne yapacağımı. 14.11.2010

9 Kasım 2010 Salı

ben şimdi;

kesilen bir ağacın altında
boğulan bir kurbağanın boğazında
boş bir sınav kağıdında
elektrik kesintisi anında
küreksiz bir sandalda
dünyanın bütün kötü yanlarındayım
cebimden çıkarıp, düşünceme sokunca seni
ben öyle endişesiz, öyle beyaz bir odadayım. 09.11.2010



4 Kasım 2010 Perşembe

seni düşünmenin türkçesi;

çocukların parçaladığı sokaktan geçmek, sırıtarak
tuzu limona, limonu tuza karıştırmak bile isteye
bir şeyi yapmayı dilemek, hiç düşünmemişken 
kışın başında bahar geldi sanmak aptal gibi 
eski bir dostu affetmek, içinden geldi diye 
adımsız yürümek ezber yollarda 
bildiğin her şarkıyı yeniden keşfetmek 
barışa inanmak, olacakmış gibi
bir kedi gibi üşümek tene yaklaştıkça 
okurken bir sayfasını, diğerini merak etmek kitabın
eriği, ağacın dalına oturup yemeği özlemek
sinemada seyredilen ilk filmden büyülenmek
her şeyin ilkinde olan tedirginlikten pay almak
her şeyi bildiğini sanmak, öyle güven duymak ahmakça
süresiz, sonsuz, biteviye haz almak hayattan
yeni bir sezen şarkısını ilk defa dinleyecek olmak 
sevginin şiddetinden ağlanabildiğini bilmek 
ve daha fazlasının ve aslında her şeyin seninle bir ilgisi olduğunu duyumsamak ve öyle uyanmak. 04.11.2010 18:45

27 Ekim 2010 Çarşamba

Böyle başlar ya,



kafamda büyür büyür sığmaz kalbime taşar, oradan gözlerime ve nihayet bir cümle akar korkak dilimden;  ''bu çarpıntı aşkın doğumudur''  (sezen bi şarkısında böyle der) 


Ya onun kafasında bir tohum bile değilsem ? 


Korkmaktan sevmeye vakit kalmayacak gibi. 


Bu korunaklı halim az biraz sakinleştirse bile beni, yol yol olmaktan çıktı bir kere. Artık bırakırım geç, yak, ne olacaksa olsun. Aklımdan çek yakala beni, tuttuğunun sen olduğunu göreceksin.


Beni bırak seveyim ama beni bırakma sen de sev isterim.


istanbul,  26.10.2010

18 Ekim 2010 Pazartesi

Sırrım budur;

İçim şarap dışım üzüm benim
Bazen altın kadehe kayar gözüm
Bazen asmadan toprağa düşerim. 19.03.08

deli pedro

Ben büyük pedro !
Bu ismi az önce uydurdum
Bir ülkeye sahibim şimdi
Ve beni seven ve seçen insanlara
Evime uzun yollardan geçip ulaşırsınız
Büyük bahçelerden ve çilelerden
Ben ki affettim hepinizi gelmediniz diye
Şimdi diyorum ki çıkın yola
Kapımı gördüğünüzde çalın
Ey pedro deyin sen zırdelisin
Aklının içindeyiz senin
Dört duvardan sarayında değiliz
Sanrılardan yatağında büyük memeli aşıkların yok
Altından kapıların ve yeni doğmuş kuzuların yok
İnanın sinirlenmem size, aptalsınız demem
Dedim ya ben muhteşem pedro !
Sizi az önce uydurdum
Bildiğimden şaşmam
Bilmediğimden korkmam
Gelin yiyip için ne var ne yoksa
Asma bağlarımdan şarap damlar
Nehirlerimden balıklar, kuyularımdan su çıkar
Ana tanrıça hekres kadar cömertim
Kendim kadar açık yürekli
Buyrun, girin içeri
Sandığınızdan daha yürekliyim
Ve bildiğinizden daha büyük
Çekinmeyin! götürün ne varsa
Gördüklerinizden daha zenginim
Görmediklerinizden daha gizli
Teşekkür edin bana karnınız doydukça
Güneşten kaçıp nehrimde yıkandıkça
Denizin sonundaki büyük şelaleden korkun
Sizi oraya göndermemden ve kurtarmamamdan korkun
Kadınlar ! oğullarınızın her biri bana askerdir
Erkekler ! kadınlarınız bana asker getirmelidir
Ben kral pedro !
Bu savaşı az önce uydurdum
Bahçelerimden geçip dünyanın sonuna hükmedecek olan benim
Başka zavallıların ölümlerini bağışlayacak, oğullarını alacak olan yine benim
Ben tanrı pedro !
Ölümsüzlüğün peşinde ölecek olan, öldüğünde ölümsüz olacak olan benim. 11.01.08

sezen aksu



‘’Şinanayda yavrum şinaşinanay’’  8-9 yaşlarımdayken kaseti geri sara sara bozmuştum bu şarkı için, sonra babaannemi yavru kedi bakışıyla yenisini aldırmak için kandırdım, o zamanlarlar semt pazarlarında kaset satılırdı korsan yoktu henüz sanırım, adama ‘’sezen aksu’’ dedim o bana ‘’gülümse’’ dedi,  aldım. 

O günden beri o söylüyor, ben dinliyorum. 

Uzun yılların kısası, ben bu kadına aşığım. Yüzünün yarısı kolumda, sesi ve sözü derimin altında. 


Kadın var, kadın
Dudakları dudak
Sözü söz
Sesi başka dünya 24.10.05

şahsım

Organize edilmiş hallerim
Bir var bir yok masallarım
Dibe vurmuş laflarım
Yarım akıllı, sağlam ayakkabılı
Kırmızı şapkalı cümlelerim
Ben, tümden tek beden
Bölünmeye eğilimli arsızlığımla
Aşktan üryan,  acıdan ayyaş
İftiharla kendimi takdim ederim.  26.09.05