20 Haziran 2011 Pazartesi

Ben bugün öleceğim.

Aklımın kaçmış ipini çekerek. 

Nefesim,  cam ve sonra kırığı olacak basamaklar boyunca.  

Sakladıklarım kanayarak kendilerini salacaklar kırıkların arasına, toplarken görebilecek misiniz? 

Bedenimi saklamanın manası yok, nefes alınca içime dolan çivileri kusmanın vaktidir. 

Boğazımı yırtacaklarmış, ne fark eder? 

O çivileri tutabilecek misiniz? 

Kendimi sakladım, sardım ruhuma kalın kağıtları. Neler neler yazdınız üstüne, okudukça bir kat daha sardım.  Sonra bazen küçük parçalar koparttım ihtiyacım olunca -duyduğumda sakinleştiğim- cümleleri tekrar okuyabilmek için. Sildim bazılarını yok saydım. İşte ben orada uyudum, bugüne uyanmak için. Bugün ölmek için o gün yaşamayı bıraktım. 

Baba olmaktan vazgeçtim, sahip olmadığımın kendisi olmak istemediğimden.  Aşık olduğum ama beni sevmekten kaçınanın yoluna çıkmadım bir daha, beni tüketen onu da boğmasın diye. Dostlar edindim içimi tamamlayabilmek, elimi soğutmamak için. 

Velhasıl korkak dilimin gerçeğime, gerçeğimin kalbime, kalbimin hayatıma kastı var. 

Ve bu yüzden,

ben bugün öleceğim. Ama, anneme söylemeyin.


İstanbul, 20.06.2011

26 Mayıs 2011 Perşembe

Sezen Aksu

Kaç şarkı tenime batar çıkar? ince ince deliklerden hayatın nefesini verir, gider?

Hangi kadının dudakları bütün aşkları çekmiştir de cümleleri öper, kalbimin üzerine bırakır?

Kaç şiir böyle sese bürünüp kulaklarımı kanatır çektiğim sevdanın hatırına?


Aşık olduysam biraz da sen dedin, sen şarkıya beni anlattın diye...

istanbul, 26.05.2011 


*Şarkının sözleri Cemal Süreya şiiri ''Sayım''

28 Mart 2011 Pazartesi

28 Mart 1986



Aşık olmadığım birine ithafen bi şey yazmakta zorlanıyorum ''canım benim yaaa çok seviyorum'' sığlığında bi şey yazsam komik durur hatta belki random gülerim ordan yırtarım belki dedim ama yok yemedi. Aldım elime klavyeyi vurdum teline yani tuşuna. 

Yıllar yıllar evvel bi 26 kasım akşamında tanışmıştık o günden beridir çok ekmeğini, çok salçalı makarnanı yedim çok sigaranı içtim hatta kafanı guşa döndürdüğün anlarda yudum yudum çok votkanı içtim helal et. Kul hakkından korkarım hakkını helal ettiysen yazıma son vericem? ...................  etmiyo musun ? neyse ya sonra anlaşırız senle. 

Geceleri uyanıp biri eksik diyecektim, bi şeyi anlatmak için telefonu aldığımda arayacağım numarayı bilmeyecektim, biri vardı olm kim lan bu diye beynimi yiyecektim, okudun mu? izledin mi? dinledin mi? diye soracaktım kendime kendime istiklalde yürürken, doğarak beni bu eksikliklerden kurtardın ya cennet senin yerin yeminlen cennet. 


26 Ocak 2011 Çarşamba

Gel buraya konuşucaz

(Erkek erkeğe bir konuşalım. Sezen de çalarız söz, doldur kadehini.)

Sen, bir kaç organdan öte her şeyim.

Dizdiğim iskambil kağıtlarını kafamda taşırken cümlelere nokta koydurabilen cesaretim.

Gençliğim zamana direnemezken hep aynı kalmaya söz veren çocuğum, ölmeye yakın başımı okşamaya yeminli babamsın.

Yarı yolda kaldığımda sarıldığım arkadaşım, gözyaşı ağır geldiğinde tutunduğum erkekliğimsin.

Sen bütün seçimlerimin tetikçisi, gördüğüm en büyük yalancısın. 

Bunca yıl kaç sigara söndürdük birbirimizin bedeninde?

Kaç cam kesiğini sardık alelacele?

Yola koyulup kaç kez geri döndük yağmurun en sert anında?

Şarkıların ezberinde okuduk geçmişi.

İnsan isimlerine feda ettik beynimizi.

Açık güneşli günlerde barıştık, sarıldık.

Bırakmadan önce hep son bir sigara yaktık.

Ateşe pervane, gerçeğe düşman, kimilerine aşık olduk.

Koşuyoruz sandık, kendimizi çukurda bulduk.

Dost muhabbetinde, sevgili nefesinde uyuduk, iyileştik.

Sen ve ben herkes kadar kötüden de iyiden de nasiplendik.

Fazladan bir cümle düştük göğsümüze,

Belki de biz, 

iyi ki doğduk.

Kocaeli 10.09.2008/İstanbul 26.01.2011

26 Kasım 2010 Cuma

26.11.1984



dostum,
rakamları önemli kılan parmaklardır
misal, omuza konan beş parmak gibi
büyümenin de rakamlarla ilgisi yok
birileri için var olmak, en önemlisi.

sözün en kısası;
var olmasaydın, eksik kalırdım.

15 Kasım 2010 Pazartesi

şimdi ucu kırılmış bir kalem dünyaya küser,

ne bir bıçak, ne bir kalemtıraş onu bekler.
şimdi bir kan oluğu caddeden akar gider,
ne bir yaralı, ne bir hasta onu ister .
şimdi bir çocuk babasından nefret eder,
ne bir kader, ne bir öykü onu teselli eder.
ve şimdi sol avucunun içinde atan bir kalp,
bile bile, canı isteye isteye 
o avuçtan beslenirken söner gider.  15.11.2010



14 Kasım 2010 Pazar

ben ağaçlara bir sır verdim

ben ağaçlara bir sır verdim 
dalları üstüme kırıldı.
adını söyledim, toprak yarıldı.
gideyim dedim, beni içine almadı.
sanırım ben ölürüm,
eğer sen söylersen, ne yapacağımı. 14.11.2010